Peygamberimiz Efendimiz (sav), Sahabe-i Kiram’dan Yezid İbn-i Esed’e “Ey ibn-i Esed!.Söyle, cennete girmek ister misin?” sualini sormuştur. Hz. Yezid İbn-i Esed (r.a) heyecanla: “Elbette ya Rasûlullah” diye cevap verince, Peygamberimiz Efendimiz (sav) şu tavsiyede bulunmuştur: “O halde kendi nefsin için istediğini, kardeşin için de istemeyi unutma”.

Cezaevlerinde bulunan mazlumları, kendi ailelerinin bir ferdi gibi gören ve onların dertlerine ortak olan Vahdet vakfı üyeleri,1988 yılından bu yana hizmetlerine devam etmektedirler. Velâyet hukukunun korunmasını ve fütüvvet ahlakının yayılmasını arzu eden müslümanları, bu hizmet vakfına üye olmaya davet ediyoruz.

   Vahdet Vakfı 24. Olağan Genel Kurulu

24. Olağan Genel Kurulu İlanı


İlan Tarihi: 03/03/2014


Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı’nın 24. Olağan Genel Kurulu; Vakıf Senedi’nin 19’ncu maddesi gereğince, 22 Mart 2014 Cumartesi günü Saat: 10.00’de, Vakıf Genel Merkezi’nde (Korkutreis Mah. Cihan Sok. 33/1-A Sıhhiye/Ankara) aşağıdaki gündemi görüşmek üzere toplanacaktır. Çoğunluk sağlanamadığı takdirde 29 Mart 2014 tarihinde, çoğunluk aranmaksızın aynı gündem ve yerde saat: 13:00’de Olagan Genel Kurul toplanacaktır. Ilgililere duyurulur.


Vakıf Yönetim Kurulu


GÜNDEM :


1. Açılış ve Yoklama

2. Genel Kurul Divanı’nın Seçilmesi

3. Faaliyet Raporunun, Gelir-Gider Cetveli İle Bilançonun Okunması ve Müzakeresi

4. Denetleme Kurulu Raporunun Okunması

5. Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin İbrası ve Bilançonun Kabulü

6. Üç Yıllık Faaliyet Dönemi İçin, Yeni Yeni Yönetim ve Denetleme Kurulu Üyelerinin Seçimi

7. 2014 Yılının Tahmini Bütçesinin Görüşülmesi ve Karara Bağlanması

8. Dilek ve Temenniler ve Kapanış




   Vahdet Vakfı Seri Konferanslarının DVDleri hazırlandı...

Şimdiye kadar altı konferans tertipleyen ve yedincisi için çalışmalara devam eden Ankara Çalışma Kolu, katılamayan kardeşlerimizin istifade etmesi için konferanslar DVD olarak yayıma hazırladı. DVDleri seyretmek isteyen kardeşlerimizin Vahdet Vakfı Genel Sekreteri Hüsnü Baysal'la irtibata geçmesi gerekmektedir. (0 312 229 97 25)


DVD olarak hazırlanan konferanslar:



- Halil Atalay, "İslâm'da Aile ve Çocuk Yetiştirme" 17 Ekim 2009

- Mustafa Çelik, "Hesap Günü Şuuru ve Fütüvvet Ahlakı" 17 Kasım 2009

- Hüsnü Aktaş, "Dünyanın ve Türkiyenin Siyasi ve İktisadi Manzarası" 14 Aralık 2009

- N. Mehmet Solmaz, "Peygamberlerin Tevhid Mücadelesi" 29 Ocak 2010

- Ebubekir Sifil, "21. Yüzyılda Müslümanların Fikri Problemleri" 13 Şubat 2010

- Hüsnü Aktaş, "Adaletin ve Zulmün Keyfiyeti" 14 Mart 2010

   Vahdet Vakfı Yardımcı Ders Kitapları...

Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı’nın hedeflerinden birisi, Peygamberlerin bıraktığı miras hükmünde olan ilmin yayılmasına vesile olmaktır. Kurulduğu tarihten itibaren uygulanan "Eğitim Programı" statik değil, dinamik bir keyfiyete haizdir. Her teklife kulak vermeyi ve o tekliflerin en güzeline uymayı ahlâk edinen kardeşlerimizin, eğitim programını takip ederken Mustafa Çelik hocaefendi’nin başkanlığında, bir heyet tarafından yayına hazırlanan “Yardımcı Ders Kitapları”ndan istifade etmeleri mümkündür. Allahû Teaâla (cc) inayeti ve kardeşlerimizin gayretiyle dersleri tamamladık. Hayırlara vesile olmasını dileriz.


Geniş bilgi için tıklayınız...

   Vahdet Vakfı 25. yılında

Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı, insanların inançlarından ve düşüncelerinden dolayı mahkum edildikleri, devletin temel nizamlarını dine uydurmak için propaganda yaptıkları gerekçesiyle (TCK’nın kaldırılan 163. maddesi) binlerce insanın cezaevlerine konulduğu bir dönemde kurulmuştur. Vakfın tüzüğü 1 Temmuz 1988 tarihinde ‘Ankara-18.Noteri’ne’ tasdik ettirilmiş, gereken işlemlerin tamamlanmasından sonra 21 Ocak 1989 tarihinde faaliyete başlamıştır.

Yirmibeşinci hizmet yılına başlayan Vahdet Vakfı'nın karar mekanizması; Kurucular Kurulu, Genel istişare Meclisi, Yönetim ve Denetleme kurullarından meydana gelmektedir. Meseleleri istişare etmek ve alınan kararları uygulamak değişmeyen prensibimizdir. Mü'minlerin temel vasıflarından birisinin ‘Her teklife kulak vermeleri ve o tekliflerin en güzeline uymaları’ şeklinde ifade edildiği malûmdur. Yirmibeşinci hizmet yılında faaliyetine devam eden Vahdet Vakfı "Zerre miktarı hayrı küçük görmeyen ve ihlâsla eda eden" üyelerimizin gayretiyle, önemli bir müessese haline gelmiştir. Bu vesileyle bütün kardeşlerimize teşekkür ederiz.


YÖNETİM KURULU



Hüdâya tabi olan, insanlara iyilikleri (ma’rufu) emreden ve onları kötülüklerden (münkerden) alıkoymaya gayret eden müslümanların hakikate uygun olan fiillerine ‘İslâmi Hareket’ denilir. İslâmi hareket, mükellefin hayatının her anına değer kazandıran bir keyfiyete haizdir. Bütün mü’minler; Allah’a (cc) imanda, din işleriyle ilgili zaruri bilgide, tevekkülde, kaza ve kadere rıza göstermede ve İslâm için her türlü çileye katlanmada aynı tekliflerin muhatabıdırlar. Aralarındaki farklılaşma; amellerindeki ihlâs, fedakarlık ve takva noktasındadır. Müslümanların temel hedeflerini; Allah’ın (cc) her emrini emrettiği gibi yerine getirmek ve O’nun rızasını kazanmakla sınırlandırmaları zaruridir. Bu temel hedef ile ‘vakıf’ müessesesi arasında zaruri bir münasebet vardır.




Vakfın Mahiyeti

Vakıf müessesesi; Allah’a (cc) iman ve hesap gününe hazırlanma gayretiyle ilgili olan bir müessesedir. Dünyada insanlara infak ve ikram­da bulunmak suretiyle Allah’ın (cc) rı­zasını kazanma arzusu, vakıf müessesesini gündeme getirmiştir. Bu sebeble İslâm alimleri; ‘Bir mülkün menfaatini insanlara tahsis edip, aslını Allahû Teâla’nın (cc) mülkü hükmünde olmak üzere, mülk edinme veya edindirmeden alıkoymaya vakıf denilir” (İmam-ı Kasani - El Bedaiû’s Senai 6/218) tarifini esas almışlardır. Bazı muteber fıkıh kitaplarında, “Vakfın sebebi, mükellefin Allah’ın (cc) rızasını kazanmayı arzu etmesidir” hükmüne yer verildiği malûmdur.


Müslümanların iyilik ve takva hususunda birbir­leriyle yardımlaşmaları, muhkem nasslarla farz kılın­mıştır. Mü’minlerin temel vasıflarından birisinin ‘Her teklife kulak ver­meleri ve o tekliflerin en güzeline uymaları’ şek­linde ifade edildiğini de unutmamak gerekir. Bu hususta hassasiyet göstermek, hataların asgariye indirilmesine vesile olur. Meselelerini istişare edebilen müslümanlar, asla pişman olmazlar.


Büyük Selçuklu Devleti’nin vezirlerinden Nizamülmülk, ‘Siyasetname’ isimli eserinde (sh:119-120), istişarenin önemini izah ederken şu tesbitte bulunmuştur: “Herkes bir şey bilir, biri daha çok, biri daha az bilir. Birinin ilmi vardır, tatbik etmemiştir. Birinin hem ilmi vardır, hem de tatbik etmiştir, yani tecrübe sahibi olmuştur. Mesela; biri derdin, hastalığın ilacını okumuş olduğu kitaptan arar ve bütün ilaçların adını ezbere bilir. Başka biri bütün ilaçların isimlerini bilmekle kalmaz, tedavi eyler, defalarca tecrübe eder. Bu adam asla, diğerleriyle bir tutulamaz. Keza biri vardır ki, birçok seferler yapmış, dünyayı daha fazla görmüş, zamanın sıcağını ve soğuğunu daha fazla tatmış ve işlerin ortasında bulunmuştur. Bu arada asla sefer yapmamış, vilayetler görmemiş, işlerin ortasında bulunmamış olan kimseler de vardır. Tecrübe sahibi olanlar ile olmayanlar asla bir tutulamaz. Bütün siyasi kararlar ve tedbirler, alimlere ve tecrübe sahibi olan kimselere sorulmak suretiyle alınmalıdır. Birinin daha keskin zekası vardır, işlerin neticesini daha çabuk görebilir. Bazı alimler, şöyle demişlerdir: ’Bir kişinin aldığı tedbir, tek bir kişinin gücü gibidir. İki kişinin aldığı tedbir, iki kişinin gücü gibidir. Her durumda on kişinin gücü, bir kişinin gücünden daha fazladır. ‘Şöyle kıyas ediyorlar: Bütün dünyada yaşayan ademoğullarından hiç kimse Peygamberimiz Efendimiz’den (sav) daha alim olamamıştır. Sahip olduğu bunca fazilet ve mucizelere rağmen, yüce Allah (cc) O’na ‘ashabı ile istişare etmesini’ emretmiştir. Peygamberimiz Efendimiz (sav) ashabı ile müşavere etmekten müstağni kılınmadığına göre, salim akıl sahiplerinden hiç kimsenin, kendisini müşavereden müstağni sayması ve tek başına karar vermesi caiz değildir.” Elbette istişarenin sözkonusu olduğu her işte, karar alma usûlünün tesbit edilmesi zaruridir.


Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı; insanların inançlarından ve düşüncelerinden dolayı mahkûm edildikleri, devletin temel nizamlarını dine uydurmak için propaganda yaptıkları gerekçesiyle (TCK’nın 163. maddesi) binlerce insanın cezaevlerine konulduğu bir dönemde kurulmuştur. Kurucular Kurulu’nun üyeleri; 1Temmuz 1988 tarihinde, hazırladıkları tüzüğü Ankara Onsekizinci Noterliği’ne tasdik ettirmişlerdir. Vahdet Vakfı’nın tüzüğü, Resmi Gazete’nin 21 Ocak 1989 tarihli nüshasında yayınlanmıştır. Bu tarihten itibaren; cezaevlerinde bulunan mahkûmlara ve onların ailelerine, imkanları ölçüsünde yardım eden Vahdet Vakfı, eğitim ve dostluk hizmetlerine de ağırlık veren bir vakıftır. Vahdet Vakfı’nın karar mekanizması; Kurucular Kurulu, Genel İstişare Meclisi, Yönetim ve De­netleme Kurulları’ndan meydana gelmektedir. Otoritenin teşekkülü, devri ve denetlenmesi ko­nusunda, gerekli kaideler ve kurallar tesbit edil­miştir. Meseleleri istişare etmek ve alınan karar­ları uygulamak, Vahdet Vakfı’nın değişmeyen bir prensibidir. Mü’minlerin birbirlerini Allah’ın (cc) rı­zası için sevmeleri, velâyet hukukuna riayet etmeleri ve fütüvvet ahlâkına uygun amellerde bulunmaları, imtihanı kazanmaları için birer vesiledir.


Hesap gününe hazırlanan müslümanların; mizaçlarını ve hizmet usullerini bahane ederek ‘Kardeşlik Hukuku”nu tahrip edecek davranışlarda bulunmaları caiz değildir. Rasûl-i Ekrem (sav)’in: ‘Ümmetim dünyayı gözlerinde büyüttükleri zaman kendilerinden İslâm’ın heybeti çekilip alınır. Emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münkeri terkettiklerinde vahyin bereketi kendilerine haram kılınır. (ve nihayet) Birbirlerine sövme­ye başladıklarında Allah’ın (cc) na­zarında hiçbir değerleri kalmaz’(İmam-ı Münavi - Feyzü’l Kadir 1/404) buyurduğu malûmdur. Maalesef günümüzde müslümanların önemli bir bölümü; birbirlerine karşı olan sevgilerini ve edeblerini kaybettikleri için, ne yapacaklarını şa­şırmışlardır. Tefrikanın getirdiği zaaf, bütün alanlarda kendisini hissettirmektedir. Kurulduğu ilk günden itibaren Vahdet Vakfı; bu hastalıkların tedavisi için, taraflara ifrad ve tefritten uzak durmalarını tavsiye etmektedir.


Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı; mazlumları kendi ailelerinin fertleri gibi gören müslümanların kurduğu bir hizmet vakfıdır. İmkânlarını gaye maddesinde belirtilen hiz­metlerin yapılması için seferber etmiştir. 28 Şubat Süreci’nde maddi ve manevi açıdan muhasara altına alınan Vahdet Vakfı, mazlumların duaları ile bütün engelleri aşmayı başarmıştır.




Üç Esasa Riayet ve Peygamberlerin Bıraktığı Miras

Hidayet nimetinin kadru kıymetini bilen her mükellefin: Sıratı Müstakiym’den ayrılmamak için, Rasûlullah’ın (sav) haber verdiği şu üç esasa riayet etmesi gerekir. Hz. Abdullah İbni Mesûd’dan (r.a) rivayet edilen Hadisi Şerif, meâlen şöyledir: “Benden işittiği sözü ezberleyen, kavrayan ve hakkını yerine getirerek rivayet eden kimseye ne mutlu!... Fıkhı taşıyan nice kimseler vardır ki, fakih değillerdir. Ve nice fıkhı bilen kimse onu, kendisinden daha fakih olana taşır! Üç şey vardır ki; Mü’min (in kalbi) bunlarda ihanet edemez. Bunları eda edince de sıratı müstakiym’den ayrılmaz. Bunlar; Amelde Allah’ın (cc) rızasını esas almak (ihlâs), Müslümanlara nasihat etmek ve cemaat halinde bulunmanın vecibe olduğuna inanmaktır. Müslümanların birleşmesiyle aralarına dalâlet giremez. Bu cemaatleşme mü’minleri bir duvar gibi ihata edip onları kötülüklerden korur.”(İmam-ı Şafii - Er Risale sh: 401-402)


Hesap gününe hazırlanan müslümanların, İslâm’ın temel hedeflerini ve tekliflerin keyfiyetini öğrenmeleri zaruridir. İmamı Serahsi, ilmin önemini veciz bir üslûpla ortaya koymuş ve şu tesbitte bulunmuştur: “Şüphesiz ki Allah’a (cc) imandan sonra, en kuvvetli farzlardan birisi de ilim öğrenmektir. Bir hadisi şerifte, “İlim öğrenmek her müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır” buyurulmuştur. İlim aynı zamanda peygamberlerin bıraktığı bir mirastır.”(İmam-ı Serahsi - El Mebsut- 1/2.)